BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Ve O, O'dur ki (o Hâlik-ı
Azîm'dir ki) gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır ve O'nun Arş'ı su üzerinde
idi. Hanginizin amelce daha güzel olduğunuzu imtihan için (yaratmıştır). Ve
eğer sen desen ki: «Siz öldükten sonra şüphe yok ki, yine diriltileceksinizdir.»
Elbette ki kâfir olanlar diyeceklerdir ki: «Bu bir apaçık büyüden başka
değildir.» hud suresi 7. ayet
İşte bu ayetlerden ve daha pek çok ayet ve
hadislerden yola çıkarak şeytan ve âdemoğlu bağlamında daha yaradılışın ilk gününden,
günümüze kadar yaşananların geldiği noktaya bakacak olursak,
Cern deneyi
dedikleri, ne olduğunu kimsenin doğru dürüst açıklayamadığı şeytani planın
hakikatine bir kapı açayım istedim ve bu yazıyı kaleme alma gereği duydum.
Şüphesiz
her varlığın kendine mahsus bir hakikati ve yaradılış gereği vardır, işte
şeytanın insanla olan kavgası bu yaradılış gereğine ve bilgisine aittir ve
cenabı hakkın buyurduğu gibi ,’şüphesiz siz benim bildiğimi bilemezsiniz ‘’ayeti
kerimesi, fermanı mucibince rabbimizin yaratış kudretine ve takdirine karşı
verilen savaşın adıdır cern. Çok masumane ve insanlık yararına olacağı
iddiasıyla zerreye hükmetme ve işi metafizik boyuta taşıma gayreti
insanoğlundan merhametle gizlenmiş olan mana âlemini kaos’a sürükleyerek
göremediğimiz ama varlığına iman ettiğimiz varlıkların içerisine de fitne
sokarak onları amansız bir savaşa sürükleme kavgasının adıdır cern. Onların yani
cin âleminin hayatına topyekûn müdahale ile insanla aralarındaki perdeyi
zorlayarak insanoğlu ile cinlerin birbirleriyle savaşını hazırlama gayretinin
adıdır cern. Şimdiye kadar bu mesele hakkında herkes bir şeyler söyledi lakin
kimse meselenin bu yönünden haberdar olmadığı için, sanki elde edildiğinde
basit tehlikeli sonuçları olacakmış gibi söylemlerle geçiştirilerek meselenin
bu yönü gizlendi.2009 yılında antalyada bir kongre düzenlendi şimdi aşağıda yazılanları
okuduğunuzda neler döndüğüne biraz kafa yormanız gerekebilir.
CERN, KABALİST BİR PROJE Mİ? (alıntıdır)
Bilimin ‘Yeni Boyutu’, Kabalistlerin ‘Üst Dünyası’ mı?“Günümüzün önde gelen kabalistlerinden” Dr. Rav Michael Laitman. Kabalanın öğretilmesine ve yaygınlaşmasına kendini adamış. Dr. Laitman, Bnei Baruch Kabbalah Eğitim & Araştırma Enstitüsü’nün kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda felsefe konusunda doktorası, biyosibernetik dalında da yüksek lisansı var. Kendileri geçen sene (2009) Antalya’nın ev sahipliği yaptığı, 1’inci Avrasya Kabala Kongresi’nin önde gelen davetlilerindendi. Yaptığı bir açıklama ile bütün semavi dinlerin kökenine kabalayı yerleştirmeye kalkmıştı.
Kabalacı Dr. Laitman bir kez daha karşımızda. Nasıl mı? İşte o hikâye:
Konumuz İnsanlık tarihinin en önemli deneylerinden biri sayılan, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’ndaki deney. Evrenin sırrını ifşa etmek amacıyla yola çıkan CERN’deki bilim adamları, 2008′de başlayan deneyin devamını 30 Mart 2010′da, çizilen korku senaryolarını atlatarak, başarıyla gerçekleştirdi. Son deneyi yorumlayan, projede görevli Türk bilim insanı Dr. Bilge Demirköz deneyin yol açabileceği sonuçları şöyle yorumlamıştı:
“Daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir. Bu da evrenin sırrı olabilir… Bu boyutları şu anki doğada değil ama yüksek enerjilerde görme ihtimalimiz artıyor. Mesela burada bulmaya çalıştığımız olaylardan bir tanesi ekstra boyutların izini bulabilmek. Tüm maddeye kütlesini verdiğini düşündüğümüz ‘Higgs’ parçacığını bulmaya çalışıyoruz. Bunun olduğunu tahmin ediyoruz ve varsa bulmak istiyoruz.” (Yeni boyutlar açılabilir)
Böylesine önemli sonuçlar doğurabilecek bu deney ve CERN bütün dünyanın gündemindeyken, biz de konuya dikkat çekmek amacıyla bir araştırmaya girdik.
Tesadüfe bakın ki, yerin kilometrelerce altından bakın kimler ve neler çıktı? Birazdan, Dr. Laitman’ın bu projeye ‘dolaylı ve dolaysız yollardan’ nasıl dâhil olduğunu okuyacaksınız. Biz nasıl haberdar olduk, diye soruyorsanız, cevabı çok basit. Laitman’ın kendi sitesinden. Ve açıklamaların hepsi, deneyin ilk bölümün gerçekleştiği 2008 senesine ait.
Öncelikle, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda gerçekleştirilen parçaçık deneyi için Laitman gibi bir Kabalacı neden yorum yapar? Bir tarafta bilim, öbür tarafta bir “mistik”…İkisi bir araya nasıl gelirin cevabını merak ettik. Ve gördük ki, Dr. Laitman bu deneye iki yoldan dâhil oluyor. Biri uzun zamandır öğrencim dediği, projede yer alan doktor ünvanlı bir şahıs yoluyla. Diğeri de kendi sitesinde, kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarla. Genelde bu sorular, deney öncesi üretilen felaket senaryoları üzerine kurgulanmış. Laitman da kimi zaman eski öğrencisi ile sohbet ederek, kimi zaman da soruları cevaplandırarak, CERN’deki deney ve Kabala hakkında detaylı bilgiler veriyor.
Başlangıç olarak şu soruyu ele alalım: Bu deney yüzünden oluşması muhtemel kara delikler, dünyanın sonunu getirir mi sorusuna şöyle bir yorum getiriyor, Sayın Laitman:
“İnsan kısıtlı algılara sahiptir, bu yüzden isteklerinin ve düşüncelerinin kaynağı olarak kendini görür, fiziksel hareketle şeyleri değiştirebileceğini sanır. Oysa gerçekte bu sadece yukarıdan, Yaratıcı (Çevreleyen Işığın – Ohr Makif) yoluyla gerçekleşebilir. O yüzden sakin olmanızı tavsiye ederim, keza bilim insanları kukla gibidir, bütün hareketleri Yaratıcı tarafından yönlendirilir.” (http://www.laitman.com/2008/07/is-a-gigantic-underground-particle-accelerator-a-cause-for-worry/)
Konusunda uzman bilim adamlarının bile korku senaryoları ürettikleri bu deneye, Laitman’ın yaklaşımı ne kadar sakin, değil mi? Ortalıkta kara-delik senaryolarının gezdiği bir dönemde, Laitman bilim insanlarını ’onlar zaten Ohr Makif’in kuklaları’ diye nitelendiriyor. Kim bu Ohr Makif denilen yaratıcı? Laitman’ın felaket senaryolarına karşı “güvencesi” ve bilgisi neye dayanıyor?
Yukarıdakine benzer, kendine yöneltilen soruları sitesinde cevaplandırmasının dışında, CERN ve Laitman arasındaki ilişki daha dolaysız ve kişisel boyutlara varabiliyor. Örneğin ”Fiziğin kaderi, Büyük Hadron Çarpıştırıcısına bağlı” başlıklı yazısında şöyle denmiş:
” İsviçre’deki küresel fizik deneyinin katılımcılarından biri olan eski öğrencim Dr. Valdas Rapsevichus ile LHC üzerine sohbet ettik. Özetle, fizik yeni veriler aldıkça gelişir. Yüksek enerji fiziği dalında, 30 yıla yakın bir zamandır ciddi anlamda yeni veriler alınmamıştı. Eğer bu LHC sayesinde yeni keşifler olursa, örneğin Higgs Boson parçacığı, süper-simetri vs…- işte o zaman fizik bir bilim olarak ilerleyebilir ve bunun için ödenek alabilir.
Eğer hiçbir keşif yapılmazsa, o zaman finansman duracak ve fiziğin bilim olarak sonu olacaktır.” (30 Ekim 2008′deki konuşması)
Çok ilginç, değil mi?
1) Deneyde çalışan bir bilim adamı (Dr. Valdas Rapsevichus), Kabalacı Laitman’ın uzun süredir öğrencisiymiş. Hem bir bilim adamı hem de Kabala öğrencisi…
2) Yeni keşifler olmazsa, finansman da bitecek ve fiziğin sonu gelecekmiş bir bilim dalı olarak. Kim finansman sağlayacak peki bu deneylere? CERN’e yatırılan milyarlarca avronun sahibi gerçekten hükümetler mi? Yoksa Laitman’ın bildiği, bizim bilmediğimiz bir finansör mü söz konusu?
Biz de Sayın Laitman’a soruyoruz: Diyelim ki, petabytelarca verinin analiz edilmesinden sonra, bekleneni veremedi bu deney. O zaman fizik bir bilim olarak bitmiş sayılacaksa, yerine yeni bir şey gelecek mi? Mesela Kabala?
Laitman bu soruyu aslında cevaplamış. Hem de aylar önce!
Kendisine yöneltilen ”Teklik maddesi ve Yüksek Işık (Partzufim ve Sefirot) bilimsel olarak kanıtlanırsa, o zaman Kabala öğretisi dünyayı ele geçirir! Ama öteki taraftan fizik, kabalanın bir parçası değilse, bu asla mümkün olmayacak. Bu yüzden kabalanın savunduğu şeyler gerçek dünyada mümkün olamaz” şeklinde bir ‘eleştiriye’ şu şekilde cevap vermiş:
“Yüksek ışık” (Sefirot) insan tarafından kendi içinde üretilmediği sürece varolmaz. Ayrıca insanlar bu ışığı yaratmak için gerekli olan algılardan yoksundurlar. O ışığı üretebilmek için algıları genişletmek gerekir. Kabbalah bu algıların geliştirilmesi için bir metodtur. Maddi olarak nitelendirdiğimiz dünyayı doğuştan edindiğimiz algılar sonucu vardır. Yüksek dünya ise Kabbalah sayesinde geliştirdiğimiz ruhani algılarımızla duyumsayabiliriz. Bu manevi algılarımızla hissetiğimiz şey de ‘ışıktır’.
Kabbalah’ın bilimi, dünyamızın bilimini asla yenmeyecek, çünkü biz her ikisini birbirinden tamamen farklı iki dünya olarak algılıyoruz: maddi ve manevi.”
(Bundan sonrasına çok dikkat! Bir önceki paragrafta Laitman’ın şu varsayımını göz önünde bulundurmanızı rica ediyoruz: “Eğer bu deney sonucu yeni bir keşif olmazsa, fizik bir bilim olarak sona erer…”)
Laitman devam ediyor: “Peki nasıl olacak? İnsanlar gayet basit bir şekilde kavrayacaklar ki, doğal algılarıyla edindikleri hisler, kendilerini tatmin etmeyecek, ve amacı bu algılarımız geliştirmek olan müspet bilimlerin ne kadar beyhude olduğu anlaşılacak. Bunu anladıklarında, kendi algılarını ve müspet ilimleri reddecekler, yüzlerini Kabbalah’a dönecekler.” (19 Haziran 2008′deki konuşması)
Kısaca toparlayalım. Bir Kabala uzmanı olan Prof. Laitman’ın uzun süreli öğrencilerinden biri, CERN’deki LHC deneyinde görev alıyor. Onunla yaptıkları bir programda, bu deney, fiziğin kaderini belirleyecek manasına gelen sözler ediliyor. Ve şöyle bir fikir ortaya atılıyor: Eğer keşif sağlanırsa, finansman gelir, fizik bir bilim dalı olarak devam eder. Yok, eğer keşif sağlanmazsa, fizik bilimsel bir disiplin olarak sona erer. Laitman, bu sözlerinden tam 4 ay önce ise, müspet ilimlerin insanları tatmin etmeyeceğini ve herkesin kabalaya döneceğini ‘öngörüyor’.
Şimdi sıra iyibilgi sorularında:
1- Laitman’ın, benim uzun süreli öğrencim dediği Dr. Rapsevichus dışında daha kaç tane kabalist, bu deneyde görev alıyor?
2- Madem Kabala, beyhude olarak nitelendirdiği müspet ilimlerden daha iyi, neden Laitman’ın öğrencisi(leri?) bu projede yer alıyor? Madem bütün insanlık müspet ilimi bırakacak, kabalistler neden bu projeyle ilgileniyorlar?
3- O kadar para harcanan bu proje ve deneyden hiçbir sonuç alınamazsa, yetkililer halka nasıl hesap verecek? Sonuçta bu para, katılımcı 20 ülkenin vatandaşlarının ödediği vergilere ait. Acaba birileri, bütün bu deney ile birlikte insanların müspet bilimlere olan güvenini mi sarsmayı hedefliyor?
Asıl tehlikeli soru şu: Kabala ne? Masum
bir mistik akım mı? Yoksa işin içinde simya ve kara büyünün olduğu ezoterik bir
öğreti mi? Kabala’nın Ohr Makif diye
nitelendirdiği ve ışıkla bağdaştırdığı ‘yaratıcısı’ kim? Kabalistler, yerin altında ne arıyor?
nitelendirdiği ve ışıkla bağdaştırdığı ‘yaratıcısı’ kim? Kabalistler, yerin altında ne arıyor?
Bu yukarıdaki yazı kongrenin yapıldığı
dönemde hazırlanmış çeşitli internet sitelerinden toparlanmıştır. Ancak
meseleye benim baktığım açıdan bakarak olayın arka yüzünü kimse değerlendirmediği
için bilgi amaçlı aktarmayı uygun gördüm. Evet, ne yapmak istiyorlar? Mesele
elde etmek mi yoksa elde ettiğinle şeytanın planını yürütmek mi? şüphesiz iblis
kendisine verilen mühleti kendince en doğru ve güçlü bir şekilde sonuna kadar
kullanmak ister ve insanla olan bağı ise kendi tarafına çekerek
kullandıklarıdır.
Araf suresinde Rabbimizin bildirdiği
ayetlerde bu hal çok açık anlatılmaktadır,
İşte kuranın bize bildirdikleri ve bu
ayetler ışığında meseleyi düşünün !!!!
11 - Sizi yarattık, sonra size biçim
verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde
ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.
12 - (Allah) buyurdu: "Sana
emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben,
dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
13 - (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan
in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın."
16 - "Öyleyse, dedi, beni azdırmana
karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun
üstüne oturacağım."
17 - "Sonra (onların) önlerinden
arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını
şükredenlerden, bulmayacaksın."
18 - (Allah) buyurdu: "Haydi, sen,
yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa,
(bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım."
Günümüzde siyonizmin ve o nun hizmetkârlarının
inançları ve insanlığa yaptıklarını tekrar tekrar yazmaya gerek yok, bu
meseleye ilgili olan herkes masonik yapılanmanın gerçekleri hakkında ve şeytani
planın işleyişi hakkında fikir sahibidir. verilen süre dolmaktadır ve
yapılabilecek olanlar neredeyse sona gelmiştir. Artık şeytan son vaktini
kullanmaktadır ve elindeki bütün bilgi ve gücü kullanarak fesadını
sonlandırmanın derdindedir. Kendiside cin âleminden olması ve cinlerinde aynı
insanoğlu gibi mükellef olmalarından dolayı son ve büyük planı cinlerin
içerisinde büyük bir kargaşa ve savaş çıkartarak insanlığın üzerine musallat
ederek müşterek bir savaş başlatmaktır. bizm İslam âlimleri neredeyse her
şeyden habersiz hala İslam ın içerisine nifak sokma derdindeyken asıl
düşmanından habersiz ve o na hizmet ettiğini düşünmeden gaflet ve ihanet
içerisinde yaşamaya devam ediyorlar! Bir kısım çokbilmiş yazarlarımızda hala
meseleleri görmezden gelerek veya cehaletlerinden olsa gerek, kabala vs gibi
kendine bile zarar veya fayda vermeyecek meseleleri gündemde tutup sanki güç ve
kuvveti varmışçasına insanları gerek korku, gerek merak, gerekse talep ve
icrası yoluna itici yazılarla ayrı bir hizmetin içerisindeler.işte size cern
gerçeği ve bilim adına hareket edildiği söylenerek insanlığın gözünden
kaçırılan hakikatler.bu mesele hakkında yüzlerce sayfa yazılabilir,günler
haftalar boyunca konuşulabilir ancak,arife bir gül hovardaya bir bahçe bülbül
demiş bir büyük,vesselam.